Büyük kentlerin ortasında olsun kırsal bölgelerde olsun, Amerikan üniversitelerinin birçoğu, kampüs adı verilen bir arazi üzerinde, yan tesislerle birlikte bir bütün oluşturacak şekilde örgütlenmiştir. Dersaneler, kütüphaneler, laboratuvarlar, idari binalar, yurtlar, misafirhaneler, yemekhaneler, hatta genelde ihtiyaca yetmese de öğretim üyeleri ve öğrenciler için apartmanlar hep kampüs içindedir. Bunların yanısıra hastaneler ve ya sağlık merkezi, kapalı ve açık spor tesisleri, sinema ve konser salonları, dinlenme ve eğlence odaları, kafeteryalar, başta kitap ve kırtasiye olmak üzere hemen bütün malzemenin satıldığı kantin ve mağazalar da kampüsün parçalarıdır. Ayrıca üniversitenin çevresindeki işyerleri, restoranlar, kitapçılar, pansiyonlar vb. da büyük ölçüde kampüsle bütünleşmişlerdir.
Çeşitli öğrenci dernekleri ve kulüpleri de üniversite kampüsünde faaliyette bulunurlar. Hatta birçok Amerikan üniversitesinde öğrenciler gazete ve radyo (hatta bazen TV) yayını yaptıklarından bunlarla ilgili tesisler de vardır. Öğrenciler derslerden ve araştırmalardan arta kalan zamanlarında ilgi duydukları resim, müzik, dans, tiyatro, fotoğrafçılık gibi sanat dallarında etkinlik gösterebilir veya spor faaliyetlerine katılabilirler. Ayrıca öğrenci derneği, konferans, film gösterileri ve konserler tertip ederek öğrencilerin bunları dışarıya göre ucuza izlemelerini sağlar. Yine öğrenci derneği, Amerika içinde veya dışına ucuz geziler düzenleyebilir.
Amerika'ya giden Türk öğrencilerine, derslerinden vakit bulabildikleri ölçüde bu imkanlardan yararlanmaları ve böylece yetenek ve becerilerini geliştirmeleri tavsiye olunur. Bu tür etkinliklerde bulunmanın arkadaş edinmek ve Türkiye'yi tanıtmak açılarından da büyük yararları vardır.
Yabancı bir ülkede ve kültürde yaşamanın getirdiği belirsizliğin, en basit şeyleri bile sanki çocuk gibi en baştan öğrenmek zorunda kalmanın can sıkıcı bir etkisi vardır. Bu etki, vatan ve aile özlemi, dil yetersizliği ve ağır bir ders yükünün stresi ile birleştiğinde Amerikalıların kültür şoku (culture shock) dedikleri bir bunalım doğurabilir. Değişik bir topluma alışmaya çalışan bütün yabancıların az veya çok bu hisse kapıldıkları söylenir. Böyle bir durumda, Türkiye'den gelen diğer arkadaşlarla bir araya gelerek destek aramak doğaldır. Doğal olmayan, bu beraberliği sürekli hale getirmektir. Derslerin dışında kendini Amerikan toplumundan soyutlayan 9-10 arkadaşla hep birlikte bulunmak, her yere bir arada gitmek, sabaha kadar sigara dumanı içinde pişti oynayıp arabesk dinleyerek kederlenmek problemlere çözüm getirmez. Aksine bu tür davranışların alışkanlık haline gelmesi başarısızlık için iyi bir reçetedir. Kaldı ki böylesi bir tutum, ağır bir maddi yükün altına girip okyanusları aşarak taa Amerikalara kadar gitmenin mantığını da ortadan kaldırır; çünkü sonuçta Türkiye'de de gayet iyi lisans, yüksek lisans ve doktora programları var.
Amerika'ya giden Türk öğrencileri, Türkiye'nin Amerika'daki kültür elçileri olduklarını unutmamalıdırlar. Amerika genelde içine kapalı bir toplumdur ve tipik Amerikalı dış dünyayla ilgilenmez. Buna bağlı olarak, Amerika'da bulunan öğrenciler Amerikalıların Türkiye ve Türkler hakkındaki bilgilerinin çok sınırlı olduğunu göreceklerdir. Bilinenler de genellikle "Gece yarısı Ekspresi" türünden şeylerdir. Bununla birlikte, özellikle Amerikan üniversite çevresi, diğer bazı toplumlarla karşılaştırıldığında, yabancı kültürleri tanımaya daha istekli ve meraklıdır. En azından konuya açık fikirle yaklaştıkları söylenebilir. Mesela gerek üniversite bünyesinde, gerekse dışında yabancı öğrencilerin kendi ülkelerini tanıtıcı konferans vermeleri ve gösteriler düzenlemeleri teşvik edilir. Bu bakımdan Amerika'ya giderken beraberinizde Türkiye'yi tanıtıcı İngilizce kitap ve broşürler, müzik ve video kasetleri, slayt gibi materyaller götürebilirsiniz. Bu arada, bizim de dış dünya hakkındaki bilgimizin ne kadar eksik olduğunu hatırlayarak, " Tek tatlı su kaynağınız Nil Nehri mi ?" ve ya " Türkiye'ye gelen sarışın turistleri kaçırıp hareme kapattıkları doğru mu? " gibi "saf" sorulara gülmeyin ya da sinirlenmeyin. Diğer taraftan, Türkiye'yi tanıtacağım diye aşırılığa kaçarak elalemi sıkboğaz etmenin de gereği veya yararı yoktur. Bunun Amerika'da ters tepeceğini bilmelisiniz. Türkiye'yi ve Türkleri tanıtmada en iyi yolun davranışlarınız ve derslerde göstereceğiniz başarı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, Amerikalı öğrenciler gibi, yabancı öğrenciler de Amerikan üniversitelerinde dernekler kurmuşlardır. Türk öğrencilerin yoğun olduğu üniversitelerde Türk öğrenci dernekleri vardır. Bunlar Amerika'ya ilk gittiğinizde çevreye alışmanızda ve ilk yerleşmeyle ilgili barınma, banka işlemleri gibi konularda olumlu rol oynayabilirler. Bu derneklerin Türkiye'yi ve Türk kültürünü tanıtıcı faaliyetlerine katılmak da mümkündür. Bu bakımdan Amerika'ya gitmeden önce yabancı öğrenci danışmanına yazarak gideceğiniz üniversitede Türk öğrenci derneği olup olmadığını öğrenebilir, adresini temin edebilirsiniz.